Psikologların Sıklıkla Duyduğu İlginç Sorular

Psikologların Sıklıkla Duyduğu İlginç Sorular

Psikologların çevresi tarafından sorunlara uzmanca çözüm üretmesi, sıkıntıları çözecek bir yol bulması, ağlayan bir çocuğun derdinin ne olduğunu söylemesi bazen de kişiyi gördüğü anda karakterini tahmin etmesi beklenir. Psikologlar insan ruhuna ve davranışlarına yönelik geniş perspektife sahip olmakla birlikte psikologların insan ruhuna ve ruhsal sağlığına yönelik bilgilerini kullanabilmeleri için kişinin problemini kapsamlıca dinlemesi ve bilgi alması gerekir.

Psikologlar insanları etiketlemekten kaçınırlar. Bize başvuran danışanlara yardım etmek problemlerinin üstesinden gelmelerine yardımcı olmak için dikkat ve incelikle dinleriz.  İnsan ruhunun özellikleri ve kişinin ihtiyaçlarını göz önünde tutarak kişiye özel bir süreç içinde kişinin gelişimini takip ederiz. Ancak çoğunlukla yakınlarımızda ve çevremizde karşılaştığımız durum bunun ötesinde gündelik hayatımızda analiz yaparak yaşayan, mükemmel derecede toleranslı olan kişiler, karşımızdaki kişiyi hep dinleyen ya da karşımızdaki kişinin hareketlerini analiz ederek çıkarımlarda bulunan kişiler olarak görülürüz. Bundan dolayı bana ve meslektaşlarıma sıklıkla sorulan üç ilginç soruyu sizinle paylaşmak istedim.

1-Hadi bana ne düşündüğümü söyle!

Sosyal hayatımızda karşılaştığımız en popüler yaklaşımdır. Bana bak ve benim kim olduğumu ne düşündüğümü analiz et. Tabi ki yüz şeklinizden bakışlarınızdan yorumlar çıkarmıyoruz.  Kişiyi anlamak hakkında bilgi sahibi olmayı gerektirir. Sizi anlamak için sizin vereceğiniz bilgilere ihtiyacımız var.

2-Deli doktoru musun?

Deli doktoru değiliz. Delilik kullandığımız kaynaklarda kullanılan bir terim değildir. Psikologların deli doktoru olduğunu düşünen kişiler çoğunlukla yaşadıkları ruhsal problemleri reddeden veya karşılaştıkları problemleri aşamadıklarında bunu gizleyerek yardıma direnen kişiler oluyorlar. Zamanla geçeceğini bir şekilde o sorunun ortadan kalkacağını hayal ederler. Bu düşünceler de profesyonel yardım almayı reddetmeye ve sorunların ötelenmesine kişinin hayatının duracak seviyeye gelmesine sebep olabiliyor.

Bazen de aileler çocukları ile ilgili durumları paylaşmak da güçlük çekebiliyorlar. Çocuklarını “deli doktoruna” getirdiklerinde etiketlenmesinden çekiniyorlar. Oysaki çocukların fark edilmiş bir problem ile ilgili ailenin destek olması çocuğuna karşı ailenin sorumluluğudur. İleride daha büyük problemleri önleme adına alınması gereken bir karardır.

İnsanların ruhsal anlamda problem yaşaması mide problemi yaşaması kadar doğaldır, normaldir.

3-Sen bana terapi mi uyguluyorsun?

Günlük hayatımızda insanları gruplayarak ya da çıkarımlarda bulunarak sürdürmeyiz. İlişkilerimize terapist/psikolog kimliği ile yaklaşmayız. İnsanları psikolojik değerlendirmelere tabii tutmayız. Bazen sorduğumuz basit sorular bile insanlar tarafından kimliğimizle mesleğimizle ilişkilendirilebiliyor. Elbette insanın bilgi birikimi her işine yansır. Ancak terapi ya da danışmanlık bir sistem içinde olur. Terapi günlük hayatın seyri içinde birden bire ortaya çıkıvermez.

Author Info

PsikologHanem

Uzman Psikolog/ Çift ve Ebeveyn Danışmanı/ Çift Terapisti/ Madde Bağımlılığı Danışmanı/ Bireysel Terapist/ Çocuk Psikoloğu/ Oyun Terapisti

YORUMLARINIZ

Yazımla ilgili yorum yazabilirsiniz...